San Diego’da Bir Ay, 2. Bölüm

San Diego'daki maceramız son hızıyla devam ediyor. Maceramızın . bölümünde sizlere San Diego Hayvanat Bahçesi'ni ve Sea World'ü tanıtıyorum.

San Diego’da Bir Ay, 2. Bölüm

 San Diego maceramız son hızıyla devam ediyor. Güzel San Diego’ya alışmaya başladık bile… Artık keşif zamanı diyoruz. 2. Bölümümüzde size San Diego’nun olmazsa olmazı ‘ San Diego Hayvanat bahçesinden bahsetmek istiyorum. Hadi keşfimize başlayalım.

 

1.San Diego Hayvanat Bahçesi

 San Diego Hayvanat Bahçesi, çok büyük bir alana yayılmış ve inanılmaz bir hayvan çeşitliliğine sahip. Özellikle çocuklarla seyahat ediyorsanız mutlaka ziyaret etmeniz gereken bir yer. San Diego hayvanat bahçesi, Balboa Park’ta yer almaktadır. Yaklaşık olarak 4000 hayvan ve 800 tür bulunan bu parka tüm gününüzü ayırmanızı tavsiye ediyorum. San Diego merkezinden bir otobüsle bu parka ulaşabilirsiniz. Girişte bulunan gişelerden biletlerinizi temin edebilirsiniz. Parkta birçok bölüm bulunmakta.  Park , Afrika hayvanları, Avusturalya hayvanları gibi  bölümlere ayrılmış. Parka girer girmez bizi filamingolar karşılıyor. Onları seyretmeye doyamıyoruz. Ardından başka bir bölüme doğru ilerliyoruz.Bizim en çok dikkatimizi çeken sevimli  Panda’ların bulunduğu bölümdü. Uzun bir kuyruk oluşturan turistlerle birlikte beklemeye başlıyoruz. Sevimli Panda’mızı  beklerken ağacın üzerinde duran Kırmızı Panda dikkatimizi çekiyor. Kırmızı Panda, Küçük Panda olarak adlandırılıyor. Kırmızı Panda ‘lar  kuzeydoğu Hindistan’da,  Nepal’de ve Çin’in bir bölümünde bulunuyorlar. Ne yazık ki bu güzel pandaların soyu her geçen gün tükeniyor. Kırmızı Panda’yı fotoğrafladıktan sonra sıra büyük Panda’ları görmeye geliyor. Öyle sevimliler ki size anlatamam. Hayvanat bahçesindeki görevli  pandalar hakkında bilgi veriyor ve bize sessiz olmamızı söylüyor. pandaların bambu bitkisine bayıldıklarını öğreniyoruz. Öyle ki bambuları çubuk kraker gibi yiyorlar. Hayvanat bahçesindeki görevli ‘bu sevimli pandaların bambusunu elinden alırsanız felaket olur’ diyor. Tıpkı oyuncak gibiler.

  Bu muhteşem anı hafızamıza ve fotoğraf makinemize kazıdıktan sonra oradan ayrılıp Avusturalya Hayvanları’nı görmeye gidiyoruz. Bu bölümde sevimli kangurular ve koalalar  var. Koalalar ağacın üzerinde dinlenirken bir yandan zıplayan kanguruları görüyoruz. San Diego Hayvanat Bahçesi gerçekten de çok büyük ve burada açık otobüsler eşliğinde parkta dolaşabiliyor ve belirlenen duraklarda inerek hayvanları görebiliyorsunuz. Parkın en dikkat çekici hayvanlarından bir tanesi de, kendisine özel bir bölüm ayrılmış olan Kutup Ayısı. Kutup Ayısı özel olarak soğutulmuş buzlu bir havuzun içerisinde yüzerek bizi karşılıyor. Oradan ayrılıp yaban hayvanlarını ziyaret ediyoruz. Parkta, bir de her yeri kuşbakışı görmenizi sağlayan teleferik bulunmakta. Biz de hemen bu fırsatı değerlendiriyoruz ve kendimizi teleferik sırasında buluyoruz. Ve nihayet teleferikteyiz. Parkı kuşbakışı seyretmek gerçekten çok keyifli. Parktaki bitki örtüsü de bir o kadar güzel görünüyor. Bu güzel turdan sonra Afrika hayvanlarını ziyaret ediyoruz. Burada biraz içim burkuluyor. Çünkü bu ihtişamlı hayvanlar ‘ormanın kralı’ olarak biliniyor ve küçük bir alana hapsolmaları gerçekten çok acı. Onları  kendi ortamlarında seyretmeyi tercih ederdim.  Parkta geçen 4 saatin ardından artık dönüş vakti geliyor. Unutmadan söylemek istiyorum. San Diego’da hayvanları daha özgür bir alanda görmek isterseniz, San Diego Safari Park’ı mutlaka ziyaret etmelisiniz.

Giriş Ücreti: Yetişkinler için parkın giriş ücreti: 52 dolar

                         Çocuklar için ise :42 dolar (0-12 yaş)

San Diego pass card alırsanız bir çok aktiviteyi  indirimli alabilirsiniz. Bizim gibi uzun süre kalıyor ve her yeri keşfetmek istiyorsanız bu kart çok faydalı olacaktır.

2.Sea World

Sea World, San Diego’da mutlaka ziyaret etmeniz gereken yerlerden bir tanesi. Bu Park’ta bütün deniz ve okyanus hayvanlarını, kedi ve köpeklerle düzenlenen  pet showu ve sizi heyecanlandıracak  rollar coasterları deneyimleyebilirsiniz. Biz de hafta sonumuzu değerlendirmek için ‘Sea World’e’ gitmeye karar veriyoruz. Keşif başlasın. Parka girer girmez ilk bölüm, balık dolu bir havuz oluyor. Bu balıklar şifacı elinizi havuzun içine daldırdığınızda ellerinizi temizlemeye başlıyorlar.

 Manta Ray ve Roller Coaster:

Bu enteresan bölümden hemen sonra ise parkın sol tarafında bulunan manta havuzuna gidiyoruz. Burası devasa mantaları keyifle izleyebileceğiniz ve onlara dokunabileceğiniz bir yer. Hemen üst tarafta ise ‘Manta Ray’ adında bir roller coaster bulunmakta. Mert ve Doğukan dil kursundan İtalyan arkadaşları ile buluşuyor ve mantalara dokunmanın keyfini deneyimliyorlar. Eee artık heyecan zamanı… Kendimizi ‘Manta Ray’ roller coaster sırasında buluyoruz. Bu rollar coaster hem çok hızlı hem de gördüklerimin en uzunu. Ama gerçekten çok eğlenceliydi. Bu heyecanı tekrar tekrar yaşayabilirim.

 Dolpin and Killer Whale Show (Yunus ve Katil Balina gösterisi):

  Sea Park’ın haritası elimizde keşfimize devam ediyoruz. Şimdi sırada belli saatlerde yapılan yunus ve katil balina gösterisi var. Çok büyük bir amfitiyatroda yapılan bu gösteri  çok özel. Öncelikle görevliler bize gösteri yapacak hayvanları tanıtıyorlar. Yunusları küçükken ve yaralı olarak bulduklarını ve iyileştirildikten sonra bu gösteriye hazırladıklarını anlatıyorlar. Aslında bu güzel hayvanların yeri okyanuslar. Ama biz de onları çok merak ettiğimiz için Sea Park’ı ziyaret ediyoruz. Bir keresinde yunusları kendi doğal ortamlarında görme şansını yakalamıştım. Gemimizin etrafında zıplayıp bize eşlik ettiler. O anı unutamıyorum. Bu yüzden onların doğal ortamlarında olmaları gerektiğini düşünüyorum. Ama bu muhteşem hayvanları nerede izlersem izleyeyim, onlara olan hayranlığım hep artıyor. Bize muhteşem bir gösteri sunuyorlar. Ardından hiç izlemediğim, daha önce duymadığım bir gösteriye tanıklık ediyoruz. Katil balina gösterisi… Devasa balinaların gösterisini izlerken gözlerimize inanamıyoruz. Ancak bu kadar muhteşem olabilirdi. Bu gösteri hiç bitmesin istiyoruz. Bu eşsiz hayvanları fotoğraflayıp hafızalarımıza kazıdıktan sonra, parkın diğer bölümlerini keşfe devam ediyoruz.

  Penguenler ve Deniz Aslanları:

Sırada sevimli penguenler ve deniz aslanları var. İsterseniz deniz aslanlarını besleyebiliyorsunuz. Penguenler için ayrılmış alan,  yaşam koşullarına göre düzenlenmiş. Gerçekten çok sevimliler…

  Explorer’s Reef (Keşif Resifi):

  Bu bölümde deniz yaşamıyla ilgili ne varsa deneyimleyebilirsiniz. Resifte eşsiz yunuslarla iletişim kurmayı ve köpekbalıklarını deneyimliyorsunuz. Bir tünelden geçerek her çeşit köpekbalığıyla tanışabilirsiniz. Ayrıca pasifikte bulunan ahtapotları ve ve Japon örümcek yengecini görme şansınız oluyor. Resifin biraz ilerisinde bulunan bölümde ise beyaz yunuslarla tanışabilirsiniz.

Pet Show (Evcil Hayvanlar Gösterisi):

  Bu bölümde, kedi, köpek, domuz ve kuşların muhteşem gösterisine tanıklık edyoruz. Doğrusu gösternin bu kadar profesyonel olmasını beklemiyordum. Bayrak çeken domuzdan takla atarak çemberin içinden geçen köpeklere kadar uzanan geniş yelpazeli muhteşem bir gösteriydi. Bu bölümde gerçekten çok keyif aldık.

Journey to Atlantis (Atlantis’e Yolculuk):

Atlantis’e  yolculuk bölümü bol sulu bir aktivite. Bu roller coaster çok hızlı,çok eğlenceli ve çok sulu. Parkur heyecanı sona erdiğinde tshirtlerimiz tamamen ıslanıyor. Ama o kadar keyif aldık ki, Mert ve Doğukan tekrar sıraya giriyor ve bir kez daha sırılsıklamız. Her roller coasterdea olduğu gibi burada da biraz sıra bekliyorsunuz. Ama bu beklemeye deyiyor. Bu aktiviteyi şiddetle tavsiye ediyorum. En az ‘Manta roller coaster’  kadar eğlenceli.

Sea Dragon Drop (Su Ejderhası Kulesi):

  Bu bölüm, küçük kaşiflerimiz için öneriliyor. Rengareng su ejderhası platformunda kulenin yukarısına tırmanıp birden aşağıya bırakılıyorsunuz. Çok eğlenceli…

Sky Tower (Gökyüzü Kulesi) :

  Bu kulede, asansör gibi tasarlanmış kabine binerek gökyüzüne tırmanıyorsunuz. Ve muhteşem Pasifik Okyanusu ile Mission Bay manzarası sizi bekliyor. Bu aktivite de diğerleri gibi çok güzel. Bu parkta aktivitelerin hepsini bir günde yapmak gerçekten çok zor.

 Teleferik:

Sea World’de parkı kuşbakışı görmek ve Pasifik Okyanusu’nun tadını çıkarmak isterseniz teleferik güzel bir deneyim olacaktır. Aktivitelerden ve parkta gezmekten yorgun düştüyseniz teleferik güzel bir mola olacaktır.

  Sea world giriş ücreti: 79.99 dolar. Bu fiyat hem yetişkinler hem de çocuklar için geçerli.

     San Diego Pass Card: San Diego pass card ile birkaç aktiviteyi birleştirerek çok daha ucuza gezebilirsiniz. Biz 4’lü paketi tercih ettik. Bunun içinde Legoland Thema Park, Sea World, San Diego Zoo ve Midway Museum vardı. Bunun için de 199 dolar ödedik.

   Eğer San Diego’daki yazımın 1. bölümünü okumadıysanız http://www.kesifcagrisi.com/san-diegoda-bir-ay-1-bolum/ linkine tıklayarak yazıya ulaşabilirsiniz.

 

     Bir sonraki maceramızda görüşmek üzere sevgiyle kalın…

 Not: Tüm resimlerin ve yazıların kullanım ve telif hakkı bana aittir.