Kayıp Antik Kent Kyme | Aliağa ve İzmir Gezi Rehberi

Keşfedilen muhteşem bronz heykeli, antik harabeleri ile geçmişin kayıp kenti sizi çağırıyor.

Kayıp Kent Kyme

 

Güzel İzmir’in gizli kalmış yerlerini keşfetmeye devam ediyoruz. Şimdi sizleri İzmir’in Aliağa ilçesinde bulunan Kayıp Kent Kyme’ye götürüyorum. Arkadaşım Aliağa’da bir antik kent olduğunu söylediği zaman çok şaşırdım. Daha önce adını duymadığım Kyme Antik Kenti’ni keşfetmek için çok heyecanlandım doğrusu. Türkiyemiz gerçekten tarihi açıdan bir cennet. Her yerde geçmişin izlerine rastlayabilirsiniz. 

Kayıp Kent Kyme, Aliağa’da deniz kenarında bulunuyor. Petkim fabrikasına çok yakın bir noktada bulunan antik kent malesef kendi haline bırakılmış durumda. İtalyan arkeolog grubu tarafından kazılan bu antik kentte bronz bir heykel bulunmuş ve şu anda İzmir Arkeoloji Müzesi’nde sergileniyor. Buraya gelirken çok heyecanlanmıştım. Ama biraz hayal kırıklığına uğramadım dersem yalan olur. Girişte bir görevlinin bile bulunmadığını belirtmek istiyorum. Umarım tarihimizi korumak adına, yakın zamanda buraya bir görevli verilir. Antik kentten günümüze pek fazla bir şey kalmamış. Liman ve kale bölümleri harabelerden ibaret. Biz herşeye rağmen Kayıp Kent Kyme’yi sizlere tanıtmak istedik. Kazılarına devam edilirse muhteşem bir görünüme kavuşacağına da eminim. Evet öyleyse ne bekliyoruz. Keşif bizi bekler.

Öncelikle Kayıp Kent Kyme tarihi hakkında sizlere biraz bilgi vermek istiyorum.

KYME

Kuzey Yunanistan’dan gelen halklar tarafından İ.Ö 11 yüzyılın ortalarında kurulmuş en büyük Aiolis kentidir. Kymeliler’in deniz yoluyla yaptıkları ticaret ve tarım ekonomileri için çok önemli iki unsurdur. Side ve Güney İtalya’daki Cuma’nin da aralarında bulunduğu bir çok kentin ana şehri olmuştur. Önemli bir liman şehri olan Kayıp Kent Kyme’nin antik kaynaklardan elde edilen bilgiler ve günümüzde açığa çıkarılan arkeolojik buluntular ışığında Arkaik Dönem’de ekonomik açıdan çok geliştiği bilinmektedir ve sikke basan ilk şehirlerden biri olduğu anlaşılmaktadır. Klasik Dönemde (i.ö 450-323) Aiolis Birliği’nin lideri sonrasında Atina Birliği üyesi olan Kyme, ege şehirlerinin politik tablosu içinde önemli bir yere sahip olmuştur ve İ.Ö.4. yüzyılın ikinci yarısında dikkat çeken bir ticaret merkezidir.

Büyük İskender’in Apollon Tapınağı’na bronz bir şamdan hediye etmiş olması da kentin bu önemine işaret etmektedir. Hellenistik Dönem’de (İ.Ö. 323-31) kentte; tiyatro, iki tepe arasındaki düzlüğe inşa edilen görkemli sur duvarları, kıyıdaki portik, güney tepedeki yerleşim alanı, mendireğin genişletilmesi gibi bazı önemli anıtların inşasıyla birlikte yeniden düzenlemeye gidilmiştir. Bu dönemde de önemli bir ticari merkezidir. Erken İmparatorluk Dönemi’nde biri İ.S 17 diğeri 94 yılında olan ve şehre büyük zarar veren iki deprem yaşanmıştır. Yazıtlar antik kaynaklar ve ele geçen buluntulardan anlaşıldığına göre, şehir yaşadığı iki deprem sonrasında dahi önemini kaybetmemiştir. Çalışmalar ışığında GeçAntik-Erken Bizans Dönemi’nde ( İ.Ö. 4-6. yüzyıllar ) kentin geniş bir alana yayıldığı ve 7. yüzyılda terk edildiği anlaşılmaktadır. 12-13 yüzyıllarda ise yaşam sadece, limanı savunma amaçlı inşa edilmiş kale çevresinde, liman alanında odaklanmıştır.

Araştırmalar ve Kazılar

Kentin ilk tanımları, burayı 1429-30 ve 1446’da ziyaret eden Ciricai de Pizzioli d’Ancona tarafından yapılmıştır. Şehrin öneminin ortaya konması Venedik kökenli Baltazzi ailesi ile başlar. Aristide Baltazzi ve 1874 yılından sonra şehirde ilk kazıları yapan oğlu Demostene bir çok buluntuyu gün ışığına çıkarmışlardır. 1876-1877 yılında Kyme’deki bir mezardan ele geçen takılar-mücevherat British Museum’a satılmıştır. Yine aynı müze buradan çıkan seramik eserleri de satın almıştır.

1881 yılında Salonen Reinach ve Edmond Pottier Kyme Nekropolü’nü (mezarlık) kazmışlardır. Burada ele geçen bazı yazıtları ve heykelleri İstanbul Arkeoloji Müzesi’ne, bazı buluntuları ise Paris’teki Louvre Müzesi’ne taşımışlardır. 2008 yılından itibaren Prof. Dr. Lagona’nın öğrencisi olan ve Calabria Üniversitesi öğretim görevlisi Antonio La Marca kazı başkanlığını yönetmektedir.

Kayıp Kent Kyme Gezi Rehberi

1.Kale ve Liman Bölgesi

Kale:

Kale bölümünden günümüze kalanlar, yukarıdaki fotoğraftaki gibidir. Burası Kayıp Kent Kyme’nin giriş bölümünde bulunan deniz kenarında konumlanmış bir bölüm. Antik kentteki yapıların kalıntılarından toplanan devşirme malzeme ile 12. yüzyılda inşa edilmiştir. Kulelerle güçlendirilmiş düzensiz beşgen plana sahiptir. Dikdörtgen planlı genişbir avlu etrafında değişik form ve işlevde odalar görülmektedir.

Dış duvarları taş dolgulu çift yüzlü duvar yapısına sahiptir, temel yapısından yoksundur, değişik alanlardan toplanmış devşirme malzeme toprak harç ile birleştirilmiştir. Kale aşağı yukarı 80 metre kuzey-güney doğrultusunda uzanmaktadır. Altı adet kulenin varlığına işaret eden kalıntılar bulunmaktadır. Ana giriş kuzeydoğu köşesindedir; 2.4 metrelik bu girişin iki yanında kule yapıları bulunur. Güney kenarda daha küçük boyutlu bir giriş söz konusudur. Seramik buluntular ışığında ve yapım tekniklerine dayanarak kale 12. yüzyıla tarihlenmektedir.

 

Liman:

Su altında kalmasına rağmen bugün halen görülebilen 190 metre uzunluğunda ve düzgün dikdörtgen bloklardan inşa edilmiş olan mendirek, Arkaik Dönem’den Bizans Dönemi’ne kadar kullanılmıştır. Kyme Körfezi’nde 1979 yılında Helenistik Dönem’e ait bronz bir atlet heykeli bulunmuştur. Bulunan bu heykelden kentin ne kadar ihtişamli olduğunu hayal edebiliriz. Bu heykel halen İzmir Arkeoloji Müzesi’nde korunmaktadır.

2.Stoa

Kyme’nin iki tepesi arasındaki düzlükte, tiyatro ve Agora arasında kalan alanda tarım toprağının hemen altında anıtsal bir yapının kuzeybatı-güneydoğu doğrultusunda uzayıp giden temelleri ortaya çıkmıştır. Temeller, Agora’dan liman alanına kadar ulaşmaktadır. Araştırmalarımız temel yapısının uzunluğunun 125 metre, genişliğinin 15 metre olduğunu göstermiştir.

Temel yapısı, oldukça uzun bir bölümünde büyük dikdörtgen taş bloklardan oluşmaktadır. Bazı bölümlerinde bu taş bloklar bulunmamaktadır. 

Taş blokların olmadığı yerde de kireç harcı ile karşılaşılmıştır. Bu konu hala açığa kavuşturulmamıştır. Temel boyunca yapılan bazı stratigrafik açmalar, anıtın Hellenistik Dönem başlarına tarihlenmesine olanak sağlamıştır. 

Araştırmalar, yapının değişik noktalarında Geç Geometrik Dönem’den Klasik Dönem’e kadar tarihlendirilebilen stratigrafiler sunar. Kayıp Kent Kyme’nin geç dönem yaşantısına ait tabakalarda yağmalar olduğu görülmektedir. Kuzeybatısı daha sonraki yapılar tarafından kullanıldığı anlaşılmaktadır. 

Belki de şu anda sadece temellerini gördüğümüz stoa, Strabon tarafından bahsedilen Aiolis başkentinin görkemli stoalarının bir kanıtı olarak karşımızda durmaktadır.

3.Kyme Tiyatrosu

Kyme Tiyatrosu, kuzey tepenin güneybatı tarafında yer almaktadır. Hellenistik plana sahip olan tiyatroda Roma Dönemi’nin iki evresi görülmektedir.

İlk evrede yarım yuvarlak bir orkestra bulunmaktaydı; Euripo kanalıyla sınırlandırılmıştı ve hemen sonrasında cavea yükselmekteydi. Sahne binasından sadece andesit temel blokları kalmıştır. Sahne binası dikdörtgen planlıdır. Podyum, kare kaideli sütunlar arasında 12 sütun ile anıtsallaştırılmış, mermer pulpitum duvarının üzerinde bulunmaktadır. 

İkinci evre ise antik tiyatrolarda alışılagelmiş bir durum olan büyük bir değişime tanıklık eder. Cavea, oturma basamaklarının üç sırasını içine alarak genişletilmiştir. Su oyunları için genişletilerek colimbetra olarak kullanılmıştır. Bu esnada orkestra alanı, aralarında Grekçe yazıtların da bulunduğu devşirme mermer bloklarla döşenmiştir. Gösteri binasına yeniden işlev kazandırıldığı, alan üzerinde görülen iyi korunmuş yapılardan anlaşılmaktadır. Bu yapılar, olasılıkla savunma amaçlıdır. Daha geç dönemlerde ise orkestra alanında kireç ocaklarının varlığına tanık olmaktayız.

not: Fotoğrafların telif ve kullanım hakkı bana aittir.

kaynakça: T.C Kültür ve Turizm Bakanlığı.