Gizli Cennet Knidos ­|Knidos Antik Kenti ve Knidos Koyu Gezi Rehberi

Eşsiz renkteki Knidos Koyu ve sizi geçmişite bir yolculuğa çıkaran antik kent Knidos keşifseverleri çağırıyor.

Gizli Cennet Knidos ­|Knidos Antik Kenti ve Knidos Koyu  Gezi Rehberi

Gizli cennet diyorum; çünkü Knidos’a karayolundan ulaşmak bayağı zorlu bir macera… Güzel Datça’yı keşfettikten sonra, Gizli Cennet Knidos antik kentini keşfetmeye karar veriyoruz. Buraya ulaşmanın iki yolu bulunmakta. Birincisi, karayolu ile. İkincisi ise Günübirlik yapılan tekne veya gulet turları ile. Biz kalabalıktan pek hoşlanmadığımızdan ve Knidos Antik Kenti’ni ve Knidos Koyu’nun tadını çıkarmak istediğimizden karayolunu tercih ettik.

Aslında burayı ziyaret etmenin en güzel zamanı gün doğumu ve batımı imiş. Bizim programımız biraz yoğun olduğundan öğlene doğru yola çıktık. Knidos Antik Kenti’ne gidebilmek için Datça’nın merkezine varmadan Palamutbükü’ne giden yolu takip etmelisiniz. Daha sonrasında tabelalar sizi yönlendirecektir. Sağa döndükten sonra 35 km sonrasında Gizli Cennet Knidos’a ulaşmanız mümkün. Beni en çok heyecanlandıran antik kenti gezdikten sonra Knidos Koyu’nda yüzücek olmamız. Uyarmalıyım ki yollar oldukça virajlı ve bir süre sonra oldukça da daralıyor. Adrenalin dolu bir yolculuğun ardından Knidos Antik Kenti’ne nihayet varıyoruz. Denizin renkleri tek kelimeyle eşsiz… Turkuaz ve mavinin her tonunun barındıran koyda, birçok tekne ve guleti görebilirsiniz. Öncelikle antik kenti görmeliyiz. Keşif sonrası bu muhteşem suların tadını çıkarmayı planlıyorum…

Sizlere Gizli Cennet Knidos hakkında biraz bilgi vermek istiyorum. Knidos, hem yarımadanın güneye bakan ucunda, hem de Kap Krio’nun (deve Boynu) kuzey yamacında teraslar üzerinde kurulmuştur. Her iki kara parçası bir köprü ile birbirine bağlanmış ve böylece başlangıçta geçilebilir limanlar birbirinden ayrılmıştır. Batıdaki küçük liman askeri, diğer büyük olanı ise ticari amaçlar için kullanılmıştır. Kenti yuvarlak ve köşeli kuleleri ile güçlü bir sur duvarı çevrelemektedir.

Buluntulara göre 3 binden beri burada bir yerleşimin olması gerekiyor. Kazılar esnasında ortaya çıkan İ.Ö. 14 ve 13. yüzyıl Miken dönemine ait seramik parçaları burada yerleşimin sürdüğünü göstermektedir. ‘Knidos’ ismi o dönemdeki kaynaklarda da geçmektedir. Antik yazarlara göre, kent 12. yüzyılda Sparta’dan önce adalara, sonra kıyıya geçen Dor kabileler tarafından yeniden kurulmuştur. O zamanlarda Knidos’ta altı önemli Dor kentinin ortak bir Apollon kent merkezi vardır.

Gizli Cennet Knidos en parlak çağını Hellenistik dönemde yaşamıştır. Atina, Delos, İskenderiye, Mısır ve Kuzey Karadeniz’de ele geçen çok sayıdaki Knidos kökenli mühürlü amphora kulbu, kentin şarap ve zeytinyağı ticareti ve ihracattaki ününü açıkça göstermektedir.

İlk kazı ve araştırmalar Sir C Newton tarafından 1857-1858 yılları arasında British müzesi adına yapılmıştır. Yaklaşık bir asırlık zaman aralığından sonra sistemli kazı ve çalışmalar I. C. Love başkanlığındaki bir Amerikan heyeti tarafından yürütülmüştür. 1988 yılındn beri Profesör doktor Ramazan Özgan başkanlığında T.C kültür bakanlığı adına Selçuk Üniversitesi elemanlarından oluşan bir heyet tarafından bilimsel araştırma ve kazılar yürütülmektedir.

Artık keşif zamanı… Burada müze kart geçerli. Fakat müze kartınız yoksa üzülmeyin. Çünkü giriş sadece 10 tl. Biletlerimizi aldıktan sonra keşfimize başlıyoruz.

Knidos Antik Kenti ve Knidos Koyu

1.Knidos Küçük Tiyatro

Knidos Küçük Tiyatro, antik kentin ayakta kalan eserlerinden bir tanesi. Restorasyon çalışmaları devam ettiği için tiyatroyu uzaktan fotoğraflamakla yetiniyoruz. Restorasyon çalışmalarına 2014 yılında başlanmış. Restorasyon öncesi, tiyatroda yapısının orjinalinde kullanılan taş, mermer ve harçlar incelenmiştir. Tiyatro bünyesinde var olan orijinal malzemelerden alınan örneklerin İstanbul koruma bölge ve maden tetkik arama labaratuvarlarında analizleri yapılmıştır. Bu analiz sonuçları baz alınarak restorasyon uygulamasında kullanılacak modern malzemeler belirlenmiştir.

2.Dionysos Tapınağı / C Kilisesi

Tapınak kentin Küçük Tiyatro’sunun batısında, her iki limanın hemen yakınına ve en alt terasa inşa edilmiştir. Frizlerinde konu edilen tanrı Dionysos ile ilgili sahnelerden dolayı Dionysos Tapınağı olarak adlandırılmıştır. Deniz yoluyla kente gelenleri karşılayan bu yapının üzerine, erken hiristyanlık döneminde bir kilise inşa edilmiştir. Bundan dolayı orijinal planı açık değildir. Bununla birlikte yapı muhtemelen peripteral planlı ve İon düzenindedir. Tapınak 35 çarpı 18 metre ölçülerindedir. Alt yapının beyaz, üst yapının ise Rodos’tan getirilen mavi-beyaz Lartios mermerinden olduğuna dair izler vardır. Friz bloklarının ve mimari plastik elemanların genel stil özelliği Hellenistik dönemde inşa edildiğini göstermektedir. Tapınak kilise kazılarında bulunan Doğu Roma İmparatoru Anastasios sikkesi, kilisenin M.S. 500 yıllarından önce hizmete geçmiş olduğunu göstermektedir.

3.Stoa

Stoa, kentin güneyinde,  Dionysos Tapınağı ve Küçük Tiyatro’nun da yer aldığı en alt terasta inşa edilmiş olup 1996-2006 yılları arasında kazılarla ortaya çıkarılmıştır. Doğusunda ‘Tiyatro Caddesi’, batısında ise  ‘Liman Caddesi’ bulunmaktadır. Güney büyük teras duvarının önüne inşa edilen Stoa 5 çarpı 4 metre ölçülerinde dörtgen planlı, birbiri yanı sıralanmış mekanlar ve bunların önündeki sütunlu galeriden meydana gelmektedir. Stoa doğu batı doğrultusunda 132 metre uzunluğundadır.

İlk kez Hellenistik dönemde inşa edilen yapı, M.S. 1. yüzyılın sonu ya da 2. yüzyılda sütunlu galeri eklenmesi ile yenilenmiştir. Arkeolojik kazı buluntuları Stoa’nın M.S. 3. yüzyılda yıkıldığını ve birden fazla yapım aşaması ya da restorasyon geçirdiğini göstermektedir.

4.Propylon

Kentin ana caddesi doğu-batı caddesi ile liman caddesinin kesişme noktasında 10 çarpı 7 metre ölçülerinde bir platform bulunmaktadır. Bu platformun üzerinde ön cephesi 4 sütunlu 11 çarpı 8 metre ölçülerinde revak görünümlü İon düzeninde propylon yer almaktadır. Propylon hemen batıdaki Apollon Tapınağı ve altarının bulunduğu kutsal alana bağlantıyı sağlamaktadır. Doğu batı ana caddesi boyunca devam eden 2.5. metre yüksekliğindeki tonozlu kanalizasyon sistemi, propylonun altında da devam etmektedir. Yapı mimari bezemelerin stil özellikleri nedeniyle Erken Hellenistik döneme tarihlenmektedir.

5.Apollon Tapınağı ve Altarı

Anıtsal Propylon’un batısında Apollon Terası bulunmaktadır. Teras, kentin batısında ve askeri limana hakim pozisyondadır. Alan adını burada bulunan kentin en önemli kült alanlarından biri olan Apollon Tapınağı ve altarından almaktadır.

Terasın güneyinde yer alan büyük dörtgen konglomera bloklardan meydana gelen Teras duvarı farklı dönemlere ait yapım ve yenileme aşamaları göstermektedir. Teras duvarının hemen önünde yer alan tapınak doğu batı doğrultusunda girişi doğuda olucak şekilde inşa edilmiştir.

İç kısımda kolosal bir heykelin bacak-diz kısımlarına ait kalıntı bılunmaktadır. Kıyafeti ve duruşuyla Apollon Kitharados görüntüsü vermekte olan bu parça, büyük bir ihtimalle kült heykeline aittir.

Terasın doğusunda yaklaşık 11 çarpı 7 metre ölçülerinde bir altar yer almaktadır. Kazılar esnasında, bugün Marmaris müzesinde sergilenen frizler bulunmuştur. Üzerlerinde su perileri olması gereken dans eden kızlar işlenmiştir. Bu blokta ‘nmphai’ yazısı ve frizi yapan ustaların adları yer almaktadır. Antiochialı Theon ve Knidos’lu Zenotodos. Bu heykeltraşların M.Ö. erken 2. yüzyılda faaliyet gösterdikleri bilinmektedir.

Tarihin içinde güzel bir yolculuğun ardından artık serinleme zamanı diyoruz ve kendimizi antik kentin hemen yanında bulunan turkuaz renkli berrak sulara bırakıyoruz…

Nasıl Gidilir?

Datça merkeze varmadan sağa doğru Knidos ve Palamutbükü yazılı tabelalardan devam ederseniz Knidos antik kentine ulaşabilirsiniz. Sağa dönüşten itibaren 35km uzaklıkta ve yollar oldukça virajlı ve dar. Dikkatli olun.

Sevgiyle ve keyifle kalın

Not: tüm fotoğrafların telif ve kullanım hakkı bana aittir

Kaynaça: TC Kültür ve Turizm Bakanlığı Yapı