Akdeniz Güzeli Antalya | Adrasan ve Antalya Gezi Rehberi

Muhteşem falezleri, masmavi denizi, tarihi ve muhteşem doğasıyla Adrasan ve Antalya sizleri çağırıyor

Akdeniz Güzeli Antalya | Adrasan ve Antalya Gezi Rehberi

Akdeniz Güzeli Antalya… Çoğunuz bu güzelim şehri ziyaret etmişsinizdir biliyorum. Ama ben bu yazımda bu güzel şehrin farklı yönlerini de anlatmak istiyorum. Akıllarda kalan 5 yıldızlı otellerden daha ötesi olduğunu…

Yolculuk başlasın… İzmir’den yaklaşık olarak 5.5 saat süren yolculuğun ardından Akdeniz Güzeli Antalya’ya varıyoruz. Her yer o kadar yeşil ki çok etkileyici doğrusu. Antalya geniş yolları ile çok düzenli bir şehir. Sevgili arkadaşım Nimet bizi hem ağırladı, hem de Antalya gezimi boyunca rehberimiz oldu. Sizlere berrak suları ve ihtişamlı dağlarıyla Adrasan’ı, 2365 metre yükseklikteki Olympos teleferiği ile çıktığımız muhteşem zirveyi, Kemer’in olmazsa olmazı Ayışığı Koyu’nu ve güzelim Lara’nın muhteşem falezlerini tanıtacağım. Ayrıca sadece Antalya’nın yerlilerinden duyabileceğiniz çok özel tanıtımları sizlere aktarmak istiyorum.

Gerçeği söylemek gerekirse Akdeniz Güzeli Antalya’yı ilk defa bu şekilde tanıyorum ve doğruyu söylemek gerekirse çok etkilendim…

O zaman ne bekliyoruz? Keşif başlasın. Heyecan dolu gezimiz başlıyor…

Adrasan ve Antalya Gezi Rehberi

1.Adrasan

Akdeniz Güzeli Antalya’nın birçok yerini gezip görmüştüm önceden. Fakat el değmemiş kumsallarını çok merak ediyordum. İşte tam da bu yüzden otel rezervasyonumuzu doğayla iç içe olan bir bölgeye yaptım. Antalya’dan yaptığımız 1.5 saatlik bir yolculuğun ardından nihayet Adrasan’a varıyoruz. Yollar biraz virajlı, ama izlediğimiz muhteşem doğa manzarası buna değer. Buradaki otellerin konsepti bungalow evler şeklinde tasarlanmış. Doğayla iç içe ve muhteşem bir oksijen deposu. Kendinizi dinlemek, dinginleşmek ve şehrin kargaşasından kaçmak için kesinlikle Adrasan doğru bir adres olucaktır. Adrasan küçük ama çok şirin bir bölge. Çıralı ve Olimpos’a da çok yakın bir mesafede bulunmakta. El değmemiş tertemiz kumsalları ve ihtişamlı dağ manzarasıyla resmen bizi büyülüyor.

Otelimiz dağın yamacında yer alıyor. Çok güzel bir doğada greyfurt ve portakal ağaçlarıyla bezeli muhteşem bir yer. Küçük ama şirin bir otel. Bavullarımızı yerleştirdikten sonra soluğu hemen Adrasan Halk Plajı’nda alıyoruz. Gerçekten eşsiz bir güzellik. Suyun berraklığı, rengi, hemen yanında bulunan dağ manzarası bize sanki Hawaii adalarına gitmişiz hissi uyandırıyor. Kendimizi hemen Adrasan’nın muhteşem sularına bırakıyoruz. Sanırım sudan saatlerce çıkmıycamJ). Adrasan Plajı’nda harika bir gün geçirdikten sonra otelimize dönüş vakti… Akşama ikizlerim Doğukan ve Mert’in doğum günlerini kutlayacağız. Dönüş yolunda gördüğümse muhteşem yeşil doğa birçok bungalow otel ve restoran oluyor. Bu bölgede oteller genellikle oda-kahvaltı hizmet veriyorlar. Dolayısıyla yemek için Adrasan’nın merkezine gitmeniz gerekiyor.

Doğayla başbaşa bir gecenin ardından yola çıkıyoruz. İkinci rotamız Tahtalı teleferiği bizi bekliyor.

2.Olympos Teleferiği

Olympos Teleferiği, Beydağları Sahil Milli Parkı’nda bulunuyor. 2365 metre yükseklikte bulunan Tahtalı Dağı’nın zirvesine çıkmak ise tam bir macera… Olympos Teleferiğe, Kemer’den sonra tabelaları takip ederek ulaşabilirsiniz. Milli parkın içine girdikten sonra arabayla yaklaşık olarak 15 dakika yukarı doğru tırmanmanız gerekiyor. Nihayet varıyoruz. Parkın içinde bilet satılan yere ulaşıp biletlerimizi satın alıyoruz.

Biletler: Yetişkinler için 70 tl, 0-17 yaş için ise 35tl.

Artık zirveye tırmanma vakti. Bu arada teleferiklerin kapasitesi 80 kişi ve yarım saatte bir hareket ediyor. El değmemiş ormanların içinden Akdeniz Güzeli Antalya’nın muhteşem manzarası eşliğinde yukarı tırmanmaya başlıyoruz. Böyle heyecan verici bir deneyimi hiç yaşamamıştım. Yukarı doğru tırmandıkça heyecanımız artıyor. Ve nihayet bulutların arasından süzülüyoruz. Artık zirvedeyiz. Serinliğin içine adım atınca zirvede olduğumuzun farkına varıyoruz. Burada yemek yiyip bir şeyler içebileceğiniz bir kafe bulunuyor. Manzaranın tadını çıkarabilmek için konulan şezlonglarda dinlenebilirsiniz. Bulutların arasında olmak harika bir duygu…

Burada yapılan bir aktivite hemen dikkatimizi çekiyor. Eğer isterseniz burada yamaç paraşütü heyecanını deneyimleyebilirsiniz. Fiyatlar biraz pahalı, çünkü dolar üzerinden fiyatlandırılmış bir aktivite. Fiyat ise 200 dolar. Bu güzel deneyimin  ardından artık dönüş vakti geliyor. Artık Kemer’e doğru gidiyoruz. Bir sonraki rotamız Ayışığı Koyu…

3.Ayışığı Koyu

Kemer’in merkezinde bulunan Ayışığı Koyu, Kemer’in popüler plajlarından birisi. Buraya yıllar önce gelmiştim. O yüzden Ayışığı Koyu’nu görmek için heyecanlıyım. Büyük bir ihtimalle çok değişmiştir. Ben gördüğümde berrak suları ile aklımda yer etmişti. Şimdi ise her taraf beach-clup olmuş durumda ve o kadar kalabalık ki iğne atsak yere düşmez durumundayız. Sevgili arkadaşım Nimet’in önerisi üzerine Robert’s kafede oturmaya karar veriyoruz. Burası Ayışığı Plajı’nın hemen yanında yer alıyor. Buradan denize girebilir, kafede oturup birseyler atıştırabilir ya da deniz manzarasına karşı soğuk içeceğinizi yudumlayabilirsiniz. Malesef Ayışığı Koyu artık eskisi kadar berrak sulara sahip değil. Yine de kendimizi Akdeniz’in mavi sularına bırakıp biraz serinliyoruz.

Burada üstünüzü değişmek için giyinme kabinleri ve duş mevcut. Fiyatlarsa Çeşme’ye göre çok daha makul. Şezlong kiralamak isterseniz 15 tl ödemeniz yeterli olacaktır. Ya da isterseniz kafe bölümünde oturup içecek birşeyler alabilirsiniz. Artık gün batmak üzere… Bu güzel manzaranın tadını çıkarıp yolumuza devam ediyoruz. Yarın ki rotamız biraz tarihi -yerleri keşfetmek olucak…

4.ÜçKapılar (Hadrianus Kapısı)

Akdeniz Güzeli Antalya’nın dört kapısı bulunmakta. Birincisi Yeni Kapı, Atatürk evinin ve Karaalioğlu Parkı’nın başladığı yerde. İkincisi, Kale Kapısı, saat kulesinin olduğu yerde. Üçüncüsü, Orta Kapı, Antalya Lisesi’nin olduğu yerdeymiş ve günümüze Orta Kapı’dan hiçbişey kalmamış. Dördüncü kapı ise Halk arasında ÜçKapılar olarak da bilinen Hadrianus Kapısı yani Üçkapılar… Hadrianus Kapısı, Akdeniz Güzeli Antalya’nın simgelerinden birisidir. Şimdi sizlere bu simge yapı hakkında biraz bilgi vermek istiyorum. Antik dönemde Side, Aspendos ve Perge üzerinden gelen yolun son bulduğu Hadrianus Kapısı, M.S 131-132 yıllarında Roma İmparatoru Hadrianus’un kenti ziyareti onuruna yapılmıştır. İmparator Hadrianus Pamphilya kentlerini ziyaret ederken Attaleiya’ya bu kapıdan girmiştir. Kapının arşitravları üzerinde Hadrianus’a ithaf edilen iki yazıt yer almaktadır. Altın kaplama bronz harflerle yazılmış olan yazıta ait harfler Berlin ve Oxford Ashmmoulean Müzesinde sergilenmektedir. Kapının solunda Helenistik burcun üzerinde yer alan kitabede; ‘Lucia Sancta bu kuleyi kendi kesesinden diktirdi’ yazmaktadır. Sağındaki burç Selçuklular zamanında onarılarak, Selçuklu sülüsü ile yazılan kitabeye konulmuştur. 1961-1962 yıllarında onarılmıştır.

Hadrianus Kapısı, Atatürk caddesinde yer alır. Kapının devamındaki surların bir kısmı ayaktadır. Atatürk caddesi, kentin en eski caddelerindendir. Hemen yakınında Antalya Lisesi bulunur. Tarihi bir Rum evidir.

Bu güzel bilgilerden sonra tarihi Hadrianus Kapısı’ndan geçerek gezimize başlıyoruz. Sonra otantik çarşısıyla Kaleiçi’ni gezmeye başlıyoruz. Her yer cıvıl cıvıl… Muhteşem bir atmosfer. Otantik hediyelik eşya dükkanları ve restoranları ile bu cadde gerçekten görmeye değer. Dar sokakları ve begovilleri bize Alaçatı’yı hatırlatıyor. Bu yolu takip ettiğiniz zaman sahil yoluna çıkabilirsiniz. Sevgili arkadaşım Nimet’in tavsiyesi üzerine buranın eski restoranlarından biri olan Castle’da denize nazır yemeğimizi yiyoruz. Manzara gerçekten muhteşem… Buraya mutlaka gelmelisiniz. Yemekler de çok lezzetli.

5.Karaalioğlu Parkı

Karaalioğlu Parkı, Antalya’nın en eski parklarından birisidir. 1940’lı yllarda yapılmıştır. Yuvarlak bir şekilde tasarlanan parkın bu bölümüne ‘mirador’ yani seyir terası denir. İşçi sınıfına ithafen yapılan park, sanki yeni yapılmış gibi…

Parkın fotoğraflarını çektikten sonra seyir terasından deniz manzarasını izleyerek gecenin tadını çıkarıyoruz. Bu park Akdeniz Güzeli Antalya’nın simge yapılarından bir tanesidir.

6.Hıdırlık Kulesi

Hıdırlık Kulesi, Kaleiçi çarşısından sahile doğru yürüdüğünüzde karşınıza çıkacak ilk yapı. Gece ışıklandırılmış olan yapı aynı zamanda Karaalioğlu parkına çok yakın bir mesafede yer alıyor. Biraz da kulenin tarihinden bahsedelim. M.S. 1 veya 2. yy. da Anıt mezar olarak, iki farklı geometrik formun uygulanmasıyla mimari şeklini alan yapı dıştan kare planlı, üstü silindirik gövdeli, içten haç planlıdır. Tamamı kesme blok taştan yapılan yapının silindir gövdeli bölümün üst kısmı daha sonraki dönemde moloz taş ve tuğla ile yapılmıştır. Kapının iki kenarındaki ters balta motifi sayısının 12 oluşu, mezarın konsül mertebesinde birine ait olduğunu düşündürmektedir. Roma, Erken Bizans, Selçuklu, Beylikler ve Osmanlı dönemlerinde kilise, burç, gözetleme kulesi v.b olarak kullanılmıştır.

7.Aşıklar Ağacı(Çitlenbik Ağacı)

‘Çitlenbik hatırladın mı beni

70 sene evvelini

arkamıza grubu alarak resim çektirdiğimiz sana Aşıklar Ağacı dediğimiz günleri?

Görüyorum kökün hala toprakta, gövden boşlukta farkındayım,

Sen de yaşam savaşı veriyorsun benim gibi bu yaştan sonra’ demiş Tarık Akıltopu mısralarında…

Çitlenbik Ağacı diğer ismiyle Aşıklar Ağacı, aşıklara ilham veren fıstık ailesi üyesi olarak adlandırılmış. Çitlenbik ağaçları, Karaalioğlu parkında bulunan en yaşlı ağaçlardır. Park kurulmadan önce de bu bölge de yüzyıllardır yetişen ve koruma altında olan yaşlı Çitlenbik ağaçları parkın doğu seyir terası yakın çevresinde bulunmaktadır. Menengiç ya da Sakız ağacı adıyla da anılır.

Atatürk’ün 1930 yılında Antalya’yı ziyareti sırasında Çitlenbik ağacı ile ilgili bir anektod vardır. Atatürk, Karaalioğlu parkı gezisi sırasında Çitlenbik ağaçları dikkatini çekti. Yanındakilere bu ağacı aşilayıp , antep fıstığı ağacına dönüştürmek mümkün mü diye sordu ve yanıt alamayınca Çitlenbik ağacının aynı familyadan geldiğini söyledi. Bu yönü ile Mustafa Kemal Atatürk’ün botaniğe karşı ilgisini de görebiliriz.

Bu güzel parkta dolaşıp Aşıklar ağacının fotoğraflarını çektikten sonra yolumuza devam ediyoruz. Keşif devam ediyor…

8.Lara ve Erenkuş Plajı

 

Lara, eski ismiyle ‘bahçe arası’. Şu anda Antalya’nın en popüler semtlerinden birisidir. Muratpaşa ilçesine bağlı olan Lara bölgesi gerçekten görmeye değer. Falezlere çok yakın bir bölgede bulunan semt Antalya’nın yerlilerinin yaşadığı yerdir. Buraya eskiden bahçearası denilmesinin sebebi, her tarafta sebze yetiştirilen tarlaların olmasıydı. Kulübelerin olduğu bir bölgeydi. Ama şimdilerde Antalya’nın gözbebeği konumunda.

Lüks alışveriş merkezleri ve sahil yoluyla gerçekten çok etkileyici bir bölge. Ayrıca burada Düden Şelalesi’nin bir kolunun döküldüğü Düden Park da bulunuyor.

Sevgili arkadaşım Nimet Lara’da yaşıyor ve bizi Antalya gezimiz boyunca evine misafir etti. Evinin hemen yakınlarında Erenkuş Plajı bulunuyor. Burası gerçekten çok etkileyici bir yer. Falezlerin yakınındaki temiz sularda yüzmek gerçekten muhteşem bir duygu. Burası bir halk plajı ve şezlong fiyatları kişi başı 10tl. Isterseniz hiçbir ücret ödemeden havlunuzu kenara bırakıp kendinizi Akdeniz’in harika renkteki sularına bırakabilirsiniz.

Eğer tüm gününüzü burada geçirmek isterseniz yemek hizmeti de bulunmakta. Manzara muhteşem…Özellikle de gün batımında. Buradan açılan küçük bir kapı ile hemen yan taraftaki doğal kaynak sularının karıştığı koyda yüzebilirsiniz. Rengi zimrüt yeşili ve su o kadar berrak ki kendimizi cennette gibi hissediyoruz. Eşsiz bir yer. Mutlaka gelmelisiniz.

9.Düden Şelalesi

Akdeniz Güzeli Antalya’ya gelirken ziyaret etmek istediğim rotaların başında Düden Şelalesi vardı. Düden, su çeken, su yutan delikler anlamına gelmektedir. Merkeze yaklaşık olarak 30 dakika mesafede bulunan Düden Şelalesi, tam anlamıyla bir doğa harikası. Artık şelaleyi keşfetme zamanı…

Düden Şelalesi, hidrojeolojik bir yapıdır. Hidrojeoloji, kısaca yer altı jeolojisi demektir. Gelin biraz Düden Şelalesi’ni tanıyalım. Eski Antalya-Burdur karayolunun 28. ve 30. kilometrelerinde Kırkgözler ve Pınarbaşı olmak üzere iki büyük kaynak çıkmaktadır. Bir nehir kadar suyu bol olan bu iki memba, kısa bir akıştan sonra birleşirler ve Bıyıklı düdeni içinde kaybolurlar. Düdenlerin bazıları o kadar büyük oluyor ki koca bir gölü ya da nehri yutabilirler. Kulağa biraz ürkütücü geliyor doğrusu.

Ama bir gerçek var ki burası muhteşem, eşsiz ve baş dödürücü… Yürüyüş parkurunun ardından Düden Şelalesi’nin döküldüğü yere ulaşıyoruz. Her yer hınca hınç turistlerle dolu. Burada nem oranı da bayağı fazla. Bir yandan serinletici bir hava var, bir yandan da nem… Şelale o kadar güçlü akıyor ki, gerçekten çok ihtişamlı. Şelalenin aktığı yerlerde birçok restoran bulunmakta. Eğer isterseniz bir şeyler yiyebilir ve manzaranın tadını çıkarabilirsiniz.

Giriş ücreti: yetişkinler için 5tl, öğrenciler için ise 3tl’dir.

Mutlaka gelmelisiniz.

Nasıl Gidilir?

Antalya’ya gitmek için havayollarını tercih edebilirsiniz. Havalimanı, merkeze 20 dakika uzaklıkta bulunuyor.

Ya da isterseniz bizim gibi kendi aracınızla gidebilirsiniz. İzmir-Antalya arası tam olarak 5.5 saat sürüyor. Yollar da gayet düzenli. Güzel bir seçenek olduğunu düşünüyorum.

Ne Zaman Gitmeli?

Bu güzel şehrin ılıman iklimi sayesinde, her mevsimi tercih edebilirsiniz. Ama yazın tadını çıkarmak isterseniz eğer, yaz mevsiminde değil de Eylül ayında gitmek güzel bir seçenek olacaktır.

Nerede Kalmalı?

Antalya’da kalmak için birçok seçenek bulunmakta. Biz merkezdeyeken Lara’da kalmayı tercih ettik. Daha sonraki seçeneğimiz ise el değmemiş kumsallarıyla Adrasan oldu. Adrasan, şirin ve küçük bir bölge. Bungalow tarzda otellerde kalmayı seviyorsanız, Adrasan Sun Village çok hoş bir seçenek. Dağın yamacında, doğanın içinde kurulu otelin çok güzel bir havası bulunmakta. Meyve ağaçlarıyla bezeli otelin çok hoş bir havuzu var. Adrasan Plajı’na arabayla 5 dk mesafede. Tam pansiyon olarak hizmet veriyor. Fakat biz yemekleri yetersiz bulduk. Onun dışında herşey harikaydı. Eğer sakinlik ve doğa seviyorsanız bu otel tam size göre. Fakat yemekler konusunda maalesef aynı şeyi söyleyemiycem.

Nerede Yemeli?

Antalya çok büyük bir kent ve restoran seçenekleri çok fazla. Biz gittiğimiz ve keyif aldığımız yerleri önermek istiyoruz. Kaleiçi bölgesinde Hıdır kulesinin hemen yanında bulunan Castle restoran hem manzarası hem de lezzetleriyle çok güzel bir seçenek. Mutlaka gidin derim. Kemerde ise Monte Kemer çok lezzetli yemeklerin olduğu bir restoran. Boşnak köftesinden, Meksika ve İtalyan lezzetlerine kadar birçok seçenek sizi bekliyor.

Sevgiyle ve keyifle kalın…

not: tüm yazıların ve fotoğrafların kullanım ve telif hakkı bana aittir